Kardeşime Şaka
12/02/2019

Yaş ve Tecrübe

Yaş ve tecrübe

Kuzey ülkelerinden birinde adil, bilge ve güçlü bir Kral kurduğu yaşlılar konseyiyle ülkesini yıllarca hükmedip bu Dünyadan göçüp gitmiş. Tahta çıkan genç kral babasından devraldığı ülkenin yönetiminde bir iş yapmak istediğinde yaşlı ve tecrübeli danışmanlar hep karşı çıkar olmuş. Çünkü Genç ve tecrübesiz Kral her işin hemen sorunsuz olacağını sanırken, görmüş geçirmiş danışmanlar aman efendim o diğer ülkenin sınırı savaş çıkar, aman efendim öyle yaparsanız halk ayaklanır kıt kanaat geçinen halkın çoğu ölür diye karşımaları Kralın tepesini attırmış. Kral kendi kendisine düşünmüş “Eli ayağı tutmayan bu yaşlılar konseyi, güçsüz zor ayakta dururlarken kalkmış benim gibi güçlü bir Krala akıl veriyorlar. Hem bu insanlara bakmak bile külfetli benim ülkemde hep genç ve kuvvetli insanlar yaşamalı” aklına geldikçe o kadar sinirlenmiş ki yaşlı danışmanların hepsinin kellelerini vurdurup kendisine genç yetenekli ve cevval danışmanlar almış. Hatta o kadar ileri gitmiş bu hınç ki köylere kasabalara telalar çıkarıp:

            -Ey! Ahali bundan böyle 70 bahar görmüş her yaşlı kasabalardan uzağa dağ ya da ormana sürgüne gönderilecektir. Buna uymayan kişiler bizzat Kral tarafından cezalandırılacak.

Bu yeni çıkan yasa yüzünden yaşlılar kentlerden, kasabalardan, köylerden kovulmuş sürgün edilmiş. Gitmeyen ya da ret edenler taşlarla ve sopalarla kovalanmış dövülmüş. Yıllar ve yıllar geçmiş, genç çiftçi yaşlanan babasını onun ağlamalarına ve yalvarmalarına rağmen ellerini ve ayaklarını bağlayıp kızağına oturtup oğlu ile birlikte ormanın derinliklerine götürmüş ve bırakmış.

“Nasılsa gerisini kurtlar halleder” diyerek oğluyla köpeklerin çektiği kızağıyla dönerken oğlu çiftçiye

                -Baba bu kızağı nereden aldın?

                -Bunu büyük baban yapmıştı.

                -Eski olmasına rağmen çok sağlam görünüyor.

                -Evet, hatta sen büyüdüğünde bunu sana vereceğim, senin olacak

                -Yaşasın! Bende seni ormana bu kızakla götürüp bırakabileceğim. Diyince genç çiftçi irkilip kendine gelir. Tekrar kızağını babasını bıraktığı yere çevirdi, neyse ki geç kalmadan yetişti yaklaşmakta olan kurtları kovalayıp babasının ellerini çözdü onu tekrar çiftliğe getirip samanlığın içine gizli bir kulübe yaptı.

                -Aman baba sesini sakın çıkartma köylüler yada komşularımız seni görürse muhafızlara ihbar ederler. Diye sıkı, sıkı tembih edip oradan ayrıldı. Her akşam evde el ayak çekilince babasını ziyaret edip ona bir tas yemek ve ekmek bırakıyordu.

Yazın gelmesiyle karlar erimiş kuzular ve hayvanlar yavrulamaya başlamıştı. Fakat o yaz daha önce görülmemiş bir hastalık hayvanları kırıp geçiriyordu. Genç çiftçi ne yapacağını bilemezken, akşam babasını ziyaret ettiğinde:

                -Baba hayvanlarımız ölüyor elimden bir şey gelmiyor ne yapmalıyım?

                -Ben çocukken yine böyle bir hastalık olmuştu, sen şimdi vakit kaybetmeden hastaları diğerlerinden ayır, sonra dağın eteklerinde yetişen mor renkli çiçek açan otlardan topla bunu kaynatıp hasta olanların sularına her gün bir tas karıştır.

Genç adam babasının dediklerini yaptı ve hayvanların bir kısmını kaybetse de çoğunu kurtarmış oldu. Köylüler onun kadar şanslı değildi ellerinde çok az hayvan kalmıştı. Hasat zamanı geldiğinde yapılacak festivalde büyük kutlama için köylüler en iri ve besili hayvanlarını kurbanlar eder ziyafetler verilirdi. Yaşlı adam oğluna:

                -Bak oğul hayvanların hastalığı yeni atlattılar. Eğer festivale katılırsan elindeki damızlık hayvanları kaybeder dara düşersin bu yıl festivale katılmayacağını bildir yoksa gelecek yıl eksilenleri yerine koyamazsın.

Genç çiftçi babasının dediği gibi yapar festivale katılmaz. Baharla birlikte birçok oğlak ve kuzu sahibi olur sürüsünü çoğaltır. O yıl hasat pek bereketli değildir köylülerin ellerinde kalan arpa, buğday o yıl sert geçen kışı atlatmalarına yetmez. Köylüler yine krizdedir, kışın sert geçmesi verimsiz geçen yıl ellerindeki tohum için ayırdıkları buğdayı tüketince çaresiz kalmışlardır. Bu defa yaşlı adam:

                -Evlat eğer elinde tohumluk kalmadıysa samanlığın çatısını sök, ben orayı yaparken altına su geçirmesin diye saman koymuştum demiş

Genç adam samanları söküp tekrar dövmüş çıkan tohumları tarlasına ekmiş, çiftçiler sıkıntı çekerken genç adamın her soruna bir çözüm bulması kıskançlığa neden olmuş köylüler arasında dedikodular yayılmaya başlamış:

                “Geçen yıl bizim hayvanlar kırılırken onunkilere bir şey olmadı”

                “Baharda sürümüz azalırken onunkiler çoğaldı büyü yapmış olmasın”

                “Geçen yıl ki kuraklığın sebebi bu lanet herif olmasın”

                “Biz toprağa tohum atamazken onun tarlaları yemyeşil kesin büyücü yakalım”

                “Asalım büyücüyü, yürüyün”

Gece yarısı genç adamın evine gelen öfkeli kalabalık elinde mumla samanlığa gittiğini görünce onu takip edip yaşlı adamı ve genç çiftçiyi yakalamışlar. Yaka paça Kralın adaletine teslim edip en ağır şekilde cezalandırılmasını istemişler. Yıllar genç Krala acımamış onu da yaşlı bir adam yapmıştır. Sıranın kendisine geleceğini sezinlemiş olan Kral kendi çıkardığı hükümlere teslim olmak üzeredir. Bir halk mahkemesi kurup yargılamaya geçilir.

                -Söyle bakalım sen bir büyücü müsün?

                -Hayır Kralım.

                -Herkesin sürüsü kırılırken seninkilere bir şey olmamış nasıl oldu bu olay?

                -Babam efendim o yapılacak ilaçları biliyordu.

                -Peki, köylüler fakirleşirken ve koyunlar kuzu vermezken senin büyük bir sürün olmuş

                -Evet, o da doğrudur efendim babam hastalık sürüyü zayıflatınca güçlü olanları festivalde satma kurban etme sana lazım olur demişti haklı çıktı.

                -Peki, tarlayı ekemeyen çiftçiler senin tarlanın ekili olduğunu söylüyor bunu nasıl başardın.

                -Babam efendim, bereketli yıllarda çatıya serdiği samanları tohumluk olarak kullandık. Yaşlılık cezalandırılacak bir şey değil efendim, aslında onların bilgeliğine ihtiyacımız var. Hem sanmayın ki öldüklerinde o bilgiyi yanlarında götürüyorlar. Ben babamdan nasıl yapıldığını öğrendim, oğluma öğreteceğim. Bana ne ceza verirseniz verin umurumda değil o benim atam ve onu taşımak bakmak bana külfet değil, Tecrübeleri bize birer armağandır.

Kral biraz geçte olsa yaptığı hatayı anlayıp(Bilemiyoruz belki de Höt korkusu)çıkardığı yasayı kaldırdı. Genç adama ceza vermeyip onu baş danışmanı yaptı. Bundan böyle yaşlıları bakılmasını ve onların bilgeliğinden faydalanılmasını ve onların gönüllerinin hoş tutulmasını emretti. Genç adam babasına o vefat edene kadar baktı. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine ne demekse öyle işte umarım beğenilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir