Çivi izi
Hikayelerimiz Çivi
07/06/2017
Hidayet türkoğlu
Simit Satan Ünlü Basketbolcumuz Kimdir?
07/06/2017
Hepsini Görüntüle

Hikayelerimiz Simit Parasıyla Alınan Cennet

Hikayelerimiz - cennet parası

“Simit parasıyla alınan cennet” isimli hikayelerimizden birisi okuyalım…

Günün son dersinin sonuna gelinmişti. öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
öğretmeni, onun bu hâlini fark etti: – Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
– Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
– Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
– Ahmet arkadaşımız var ya…
– Evet, ne olmuş Ahmet’e?
– Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
– Ee?
– Ona yardım etmek istiyorum. Ama benim yardım ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceliydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardım etmek istiyordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.

Nurhan öğretmen:
– Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. yanlış mi biliyorum?
– Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. çoğu zaman is bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
– Nerede çalışıyorsun?
– Simit satıyorum.

Nurhan öğretmen yine durup düşündü. iyiliğin bu kadarına ne demeliydi simdi. Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

Nurhan öğretmen, Ali’ye dondu:
– büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
– Çok zengin bir iş adamı…
– Niçin?
– İnsanlara daha çok yardım etmek için…
– Güzel, dedi Nurhan öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet’in ailesinin durumu pekiyi değil; bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. istersen acele etme; çok zengin olduğun zaman insanlara yardım edersin. Olmaz mi?
– Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
– Neden olmaz?
– üç sebepten dolayı olmaz.

Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var,her gün iki simit alıp güvercinlere veriyor.
İkincisi: “Ağaç yaş iken eğilir.” deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam.
üçüncüsü ise daha önemli: büyüdüğüm zaman çok zengin bir iş adamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük iş adamı olamazlar.

Nurhan öğretmen, karşısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
– Bu sonuncusunu pek iyi anlayamadım, dedi.?
– açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Simdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum.
Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet’i gücü kadar iyilik edene veriyor. Simdi gücüm bu olduğuna göre Cennet’in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet’e girebilirim. Bundan daha kârlı bir yatırım olur mu?

Nurhan öğretmenin gözleri dolmuştu. Başını “Evet” anlamında sallarken Aliyi evine yolladı.
sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali’nin bıraktığı paraların masaüstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı. Hiç bir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile
kıymetliydi. Öyle bu paralar, Bu bozuk simit paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan öğretmen. içinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. ağladı … ağladı.

Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş yavaş sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadik
“Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak” diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde ” Ne dediniz hocam “ demesini bile duymayan Nurhan öğretmen bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışı vermişti

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir