Çanakkale Zaferini Unutma – Kınalı Ali

Çanakkale’de Bir Anzak
18/03/2017
IV.Sultan Murat ve Habib Baba
18/03/2017

Çanakkale Zaferini Unutma – Kınalı Ali

Çanakkale Zaferini Unutma – Kınalı Ali’nin Hikayesi.Her yıl mart ayında Avusturalya ve Yeni Zellandadan genç turistler ülkemizi ziyaret etmekteler neden biliyormusunuz? Anzakların karaya çıktığı mart ayında anzakların torunları türkiyeye gelerek şafak ayini adı altında anma düzenleyerek dedelerini andıkları zamandır bu zamanlarda çanakkaleye gelerek çadır kurarlar ve güneşin doğuşunu hep birlikte seyrederler.Bir yeni zellandalıya sordum neden? buraya kadar geldin ülkeniz çok uzakta zellandalı dedelerimizde bizim için gelmişti bizde onları unutmadık diye bilmek için.Çanakkalede çadır kuracagız sabah güneşi seyredecegiz.Mart ayı soguk olur donarsınız dedim başını salladı soğuga dayanıklı çadır ve uyku tulumu olduğunu söyledi bizim dedelerimizde bu kadar konfor yoktu dediğinde bir an utandım çünkü çanakkale onlara göre burnumuzun dibinde olmasına rağmen gitmemiştim hoşçakal diyerek oradan ayrıldım Aşağıdaki hikaye umarım bizi kendimize getirir.
Üst teğmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftan da onlarla laflıyordur. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk görür. Merakla “Adın ne senin evladım” diye sorar. Çocuk “Ali” diye cevap verir. “Nerelisin?” Ali “Tokat Zile’liyim komutanım” diye yanıt verir. “Peki evladım bu kafanın hali ne?” Ali, “Anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım” “Neden?” der komutan. Ali,”Bilmiyorum komutanım” diye yanıt verir. O günden sonra herkes Ali’ye KINALI ALİ demeye başlar. Herkes kafasındaki kınayla dalga geçmektedir ancak Ali kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister ancak Ali nin okuma yazması yoktur. Arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları yazar.“Sevgili anacığım ellerinden öper çokca selam ederim. İyi olmanızı Cenab-ı Haktan niyaz ederim. Kardeşim Zeynep ve dahi kardeşim Hasan’a da bolca selam eder gözlerinden öperim. Ben burada çok iyiyim beni merak etmeyin. Vatan borcu namus borcu derdin ya anacığım, vatan borcu bana hiç ağır gelmiyor. Yerimden komutanlarımdan ve dahi arkadaşlarımdan çok memnunum. Bizler varoldukça düşman askeri bu topraklarda bir adım dahi ilerleyemez. Ben ve arkadaşlarım elimizden geleni ardımıza koymuyoruz , göğüsümüzü siper eyledik anacığım .
Çokca selam eder o mubarek ellerinden öperim . Kardeşlerimi de hasretle kucaklarım. Soranlara hep bir selamımı söyleyin.
Bir de anacığım; Hani askere gelirken kafama kına yaktıydın ya, arkadaşlarım ve komutanlarım burada benimle hep bir ağızdan dalga geçiyorlar. Pek yakında kardeşim Hasan’da askere gidecek, sakın onun kafasına kına koyma, onunla da dalga gecmesinler.
Oğlun : ALİ ”Aradan bir kaç gün geçer, İngilizler kati netice almak için tüm Gelibolu’ya yüklenirler. Bu cepheyi savunan erlerimiz teker teker şehit düşmüşlerdir. Onlara takviye olarak giden yedek kuvvetler de yeterli olamamış, onların sayılarında da epey azalma olmuştur. Gelibolu düşmek üzeredir. Kınalı Ali’nin komutanı da olaylar nedeni ile yerinde duramıyordur. Kendisinin bölüğü henüz düşman askeri ile birebir savaşa hazır değildir. Komutanlarının bu düşünceli halini gören Kınalı Ali ve arkadaşları, komutanlarına düşmanla birebir savaşmak istediklerini söylerler. Komutanlarına onları düşmanla birebir savaşa sokmaları için adeta yalvarmaya başlarlar.Komutan öyle çaresizdir ki, askerlerinin bu isteğini çaresizlikten ötürü kabul edip onları düşmanın üzerine gönderir. Bir çok er gibi Kınalı Ali de o gün orada şehit düşer.Günler sonra, Kınalı Ali’nin son yazdığı mektuba annesinden yanıt gelir. Komutanları bu mektubu hep birlikte buruk ve yaşlı gözlerle okurlar. “Oğlum Ali nasılsın iyi misin? Çokca selam eder gözlerinden öperim yavruumm. Öküzü sattım paranın yarısını sana yarısını da cepheye gidecek kardeşine veriyorum. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Zaten artık zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için yorulmuyorum. Bir bacın bir ben.. yedigimiz içtiğimiz ne ola ki. Üç beş kuruş para bize yeter de artar bile. Siz sakın bizi merak etmeyin, bizi düşünmeyin. Köy de köylüde hep birden iyicedir. Burada hiç bir yaramazlık yoktur. Gece gündüz duacınızım oğluummm hasretin iyice bir büyüdü içimde ama ondan başka da bir düşüncem kederim yoktur çok şükür.
Oğlum Ali; yazmışsın ki kafamdaki kınayla dalga geçtiler kardeşime kına yakma demişsin. Kardeşine de yaktım. Komutanlarına, arkadaşlarına söyle, senlen dalga geçmesinler. Adetir. Bizde üç şeye kına yakılır.
1-Gelin kıza; gitsin ailesine çocuklarına kurban olsun diye.
2-Kurbanlık koça; ALLAH’A kurban olsun diye.
3-Askere giden yiğitlerimize; vatana millete kurban olsun diye.
Bu dediklerimi komutanlarına bi de seninle dalga geçen arkadaşlarına bir bir, iyice anlat e mi oğlum.
Gözlerinden öper selam ederim. ALLAHA emanet olun.(Bu mektubun aslı, Çanakkale Müzesi’nde sergilenmektedir.)
ŞEHİTLERİMİZE İTHAFTIR.RUHLARI ŞAD OLSUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir